Bilindigi gibi, insanlar Allah’i geregi gibi tanimak, koydugu yasalara uymak ve salihat islemekle mükellef kilinmistir. Her insan, belli bir süre dünyada kalacak, sonra da hesap vermek üzere bu dünyadan öte dünyaya göçecektir. Bu dünyada az veya çok yasamis olsun, öldükten sonra, sanki bir-iki gün dünyada yasamis gibi algilayacaktir. Hatta o gün mücrimler, “dünyada bir saatten fazla kalmadiklarina yemin edeceklerdir.” (30/55)
Insanlarin Allah’in emirlerinden uzak yasamalari ya hesap gününe inanmamalarindan ya da o hesabi uzak görmelerinden kaynaklanmaktadir. Halbuki hesap günü çok yakidir; fakat insanlar gafletlerinden dolayi onu çok uzaklarda zan ederler.
“Insanlar için hesap vakti yaklasiyor. Onlar, hala aldirmadan gaflet içinde kalmaya devam ediyorlar.” (21/1)
Hesap vaktinin yaklasmasi demek, kisinin ölmesi demektir. Ölen kimse için kiyamet kopmustur. Ölümün yaklasmasi ile kiyametin yaklasmasi ayni seydir. Ölen bir kisi için zaman söz konusu olmadigindan, ölmesiyle dirilmesi bir anda olacaktir. Yani hesap, ölümle birlikte baslamis olacaktir. Binaenaleyh, binlerce yil önce ölmüs olanlar, yasamadiklarindan dolayi onlar için zaman söz konusu degildir. Ölümleri ile dirilmeleri bir olacaktir. Onun içindir ki Allah, yasamakta olan insanlara, “hesap vakti yakindir” demektedir.
“Sizi yakin bir azapla uyardik. O gün kisi ellerinin yaptiklariyla yüzlesecek. Hakikati yalanlayarak nankörlük eden kimse; ‘keske toprak olsaydim’ diyecektir.” (78/40)
Ölüm ve ötesi gaybi haberlerdir. Gaybi da sadece Allah bilir. Insanlar, ancak Kur’an’da kendilerine verildigi bilgiler kadar bilirler. Kur’an’da anlatildigi kadariyla, insanlarin ecel vakti geldiginde canlari alinir, hesap günü geldiginde tekrar diriltilir ve yasadiklari ile yüzlesmek üzere mahser yerine sevk edilirler. Dolayisiyla ölüm ile dirilis arasinda hiçbir merhale ve zaman söz konusu degildir. Zaman, yasayanlar için söz konusudur.
Tabir caizse, ölüm melegi dügmeye basinca kisinin cani/ruhu çikar ve insan artik bir kadavradir. Kadavrayi istediginiz yerde kullanabilir veya topraga gömebilirsiniz. Dirilis gününe kadar ölen kisi artik yoktur. Dolayisiyla, ölenlere seslenerek telkin (kopya) vermek, ölenleri mezarda hesaba tabi tutmak, mezarlarindan çikip dolastiklarini dile getirmek gibi hezeyanlari hiçbir Müslüman ciddiye almamalidir.
Dünyada az veya çok kalan her insan, kiyamet/dirilis günü mahser yerine gelecek ve sevkiyat/dagitim oradan yapilacaktir. Hiç kimsenin mahser yerine gelmemesi ve hesaptan muaf tutulmasi söz konusu olmayacaktir.
“Sizden oraya girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu durum, Rabbinin kesinlestirdigi bir hükümdür. Sonra biz, takva sahiplerini kurtaracagiz; zalimler orada diz üstü çökmüs halde birakacagiz.” (19/71, 72)
“Sizden oraya girmeyecek” ifadesini, bazi yorumcularin, “oranin cehennem oldugunu ve mümin-kafir ayirimi yapmadan herkesin oraya girecegi, kafirlerin sürekli orada kalacagi, müminlerin cezalarini çektikten sonra cennete girecekleri” seklinde anlamlandirmasi dogru degildir. Bu inanis, rivayetlere dayali israiliyat kaynaklidir. Ayetlerin siyak ve sibaki (konu bütünlügü ve baglami) dikkate alinirsa, “varidu” kelimesinin cehennem degil, mahser/toplanma yeri oldugu rahatlikla anlasilacaktir.
Diger taraftan, rivayetlere dayanarak, “müminler cezasi kadar cehennemde kaldiktan sonra çikip cennete girecekler” yargisi da Kur’an ayetlerine ters düsmektedir; zira insanlar ister cennete, ister cehenneme girmis olsunlar, bir daha çikislari olmayacaktir. Hem cehennem ve hem de cennet için yüzlerce ayette “halidine fiha ebeda” yani, “orada temelli kalacaklardir” hükmü yer almaktadir.
Kur’an, takva sahibi müminlerin kesinlikle kurtulacaklarini, cehenneme asla girmeyeceklerini, hatta cehennemin sesini bile duymayacaklarini haber vermektedir.
“Zalimleri orada (mahser yerinde) diz üstü çökmüs bir halde birakacagiz; takva sahiplerini kurtulusa erdirecegiz.” (19/72)
“Onlar/müminler, cehennem ugultusunu bile duymazlar. Onlar, canlarinin istedigi seylerin içinde sürekli kalacaklardir. (21/102)
Bu açiklamalari okuyan her okuyucu dogal olarak su soruyu soracaktir: Inandigi halde büyük günahlar isleyen ve günahlari bagislanmayan kimseler ne olacak? Onlar da cennete girecekler mi?
Her seyden önce, bir kimsenin imaninin gerçek bir iman olup olmadigini sadece Allah bilir. Kanaatimce cennete girmeye en büyük engel zulümdür. Zalimler asla huzur bulamayacaklardir. (6/21) Gerçek bir imana sahip oldugu halde günahlari bagislanmamis kimseler, cezasini cehennemde degil, Arafta bekleyerek çekecektir; zira müminler cehenneme girmeyecektir.
Araf suresinin ilgili ayetleri incelendiginde görülecektir ki hesap günü Allah tarafindan bagislanmayan günahkar Müslümanlar cehennemde degil, A’raf’ta günahlari oraninda bekletileceklerdir. Ne kadar bekletileceklerini Allah bilir. Belki günahlari agir olanlar uzun süre, az olanlar da kisa süre bekleyeceklerdir. Cennete girinceye kadar oradaki bekleyis, korku ve endise cehennemden farksiz olmayacak ve onlara büyük bir azaba dönüsecektir. (Allahu alem)
Selam ve muhabbetlerimle… BESIR ISLAMOGLU
(Bu yazida yer alan fikirler yazara aittir. Hikmet Akademisi’nin bakis açisini yansitmayabilir.)